10 Nisan 2015 Cuma

Anneler De Tatil Yapar!


Efe 9 aylıkken ilk defa bir geceliğine bırakıp eşimle birlikte ufak bir kaçamak yaptık. Efe o zaman meme emiyordu bu sebeple 24 saatliğine bile olsa bırakırken çok zorlanmıştım. Gece kalkıp meme arayacağını tahmin edebiliyordum veya emmeden uykuya zor geçeceğini… Annemin ve kayınvalidemin de ısrarıyla ‘’Tamam.’’ dedim.  Zor oldu ama imkansız değildi. Nitekim ben olmadığım için de normalde yaptığı gibi meme krizlerine girmemişti. Bunun verdiği cesaretle bir kaç kez daha yine 24 saati geçmeyecek organizasyonlar yaptık. İyi ki de yaptık! Her birinden sonra kendimizi daha dinç hissettik, sabır depoladık, ilişkimizi tazeledik…

Aralarda yaptığımız bu kaçamaklar olmasaydı eşimin yeni yıl hediyesi olarak beni dört geceliğine Londra’ya arkadaşımın yanına gönderme sürprizine muhtemelen olumlu yanıt veremezdim. Bu sürprizi ilk duyduğumda açıkçası 1 dakika kadar hiç bir sorumluluğu düşünmedim. Sonra yavaş yavaş vurmaya başladı gerçekler. Efe’yi sadece 1 günlüğüne bırakmıştım bu zamana kadar. Bundan daha fazlasına hazır mıydı? Annesi tarafından terkedilmiş gibi hisseder miydi? Bana küser miydi?

Biraz daha derinlemesine düşününceyse asıl olayın benim hazır olup olmadığım olduğunu anladım elbette.

Bu tatili iptal etmeyi hiç düşünmedim; ancak akışına da bırakamadım. Nasıl bir taktik izlemem gerektiğini, dört gece neden gideceğimi nasıl anlatacağımı hep araştırdım. Başka annelere sordum, bloglar okudum… Sonucunda da gidişimi gizlemek veya normal bir şeymiş gibi davranmak yerine önemli bir olay haline getirip her gün anlattım oğluma. Takvimden gideceğim geleceğim tarihi gösterdim. Gitme sebebimi süslemedim veya ‘’Anne işe gidiyor’’ gibi bir yalan kıvırmadım. Büyük bir insana anlatırmış gibi benim de buna ihtiyacım olduğunu, babasının bana bu güzel hediyeyi aldığını söyledim. Ben burada yokken babasının yanında olacağından istediğinde anneannesinin de eşlik edeceğinden bahsettim. Tatile çıkmadan bir akşam önce ‘’Sabah kalktığında ben gitmiş olacağım. Anneannen yanında olacak baban da hemen gelecek.’’ dedim.

Hep dinledi… Büyük bir insan gibi, anladığını gösteren ifadelerle… Kimi zaman ‘’Ben de gelicem!’’ dedi. Bu sefer onu alamayacağımı anlattım, nedenini söyledim. Gittiğim yerden ne istediğini sordum. ‘’Londra istiyorum!’’J dedi. ‘’Londra bir oyuncak değil bir yer.’’ dedim. Düşündü ‘’Top istiyorum.’’ dedi, ‘’Bunu alabilirim’’ dedim.

Murat beni havaalanına bırakıp eve döndüğünde Efe uyanıkmış. Biz çıktıktan kısa bir süre sonra uyanmış. Babası ‘’Anne’yi bıraktım. Anne nereye gitti biliyor musun?’’ demiş. Efe ‘’Londra’ya’’ demiş hemen keyfi yerinde bir şekilde, koca adam gibi, ‘’Salak mıyım arkadaş ben bilmeyeceğim?’’ dermis gibi…

Tatildeyken telefonla aradım sesini duydum, sesimi duyurdum. Aralarda kısa videolar çekip yolladım. Ancak skype vb olaylara girmedim, annesel bir içgüdüyle bunun ikimiz açısından da iyi olmayacağını düşündüm.

Döndüğüm zaman sarılarak karşıladı beni. Hemen sonrasında da çantalarımı açmaya başladı ‘’Oyuncak?’’ diye sorarak. Biliyordu çünkü, hepsi aklındaydı. Benim  bir yere gittiğimi gelirken elim boş dönmeyeceğimi biliyordu. Topları çıkardı meydana, ona aldığım Disney bardaklarından içti suyunu iki gün, aldığım organik atıştırmalık paketlerini açtı tek tek hepsinden birer ısırık aldı. Çocuktu çünkü, ben nasıl tatilin keyfini sürdüysem o da dönüşümün keyfini sürüyordu.

Bir yerde okuduğuma göre bana küslük yapabilirdi bir kaç saat belki bir gün hatta bir kaç gün. Okuduğum yazıda ‘’Eğer her şeyi açıkça anlattınız ve çocuğunuz da anlattıklarınızdan tatmin oldu ve kızmaya gerek görmediyse tepki de vermeyebilir.’’ diyordu. Tepki vermedi Efe. Bir tek evdeki oyuncak uçağına binip binip bana el sallayıp bay bayyyy dedi iki gün boyunca.’’ Nereye gidiyorsun? ‘’ diye sorduğumda ‘’Londra’’ dediJ

Tatilde Efe’yi çok özlediğim ,hatta yanımda kaçırdığım çoraplarını kokladığımJ, dakikaları es geçiyorum. Zira bu yazımdaki hedefim sizlere destek olmak, cesaret vermek. Çocuğunu bırakmak istemeyen anneleri anlayabiliyorum. Belki sizin için doğru zaman değil henüz. Ancak fırsatı olan, isteyen ama yanlış bilgilerle donatıldığı için buna bir türlü cesaret edemeyenler varsa aranızda inanın yapılamayacak bir şey yok. Önemli olan açık olmak, sebebini kendinize de çocuğunuza da en dürüst şekilde anlatabilmek.

Döndüğümden beri kendimi daha iyi hissediyorum. Tükendiğim bazı anlar aklıma geldiğinde bir ara gerçekten çok dolmuş olduğumu görebiliyorum. Bir kova düşünün içine su dolduruyorsunuz ve istiyorsunuz ki ısısı hep ılık olsun. O kova sürekli taşıp taşıp dolarsa içindekiler de birikirse baştaki ısıyı aynı şekilde yakalamanız mümkün mü? O yüzden bazen boşaltmak gerekiyor kovayı. Dibine tekrar kaynar suyu doldurmak sonra musluğu hafifçe açıp güzel bir ısı yakalamak gerek.

Bazen yalnız kalmak gerekiyor…

Bazen özlemek…

Bazen tekrar kavuşmak ve bu sayede daha çok değer bilmek…

 

E seneye nereye gidiyoruz?

 

Paylasananne

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder