13 Şubat 2014 Perşembe

Tekrar Sevgili Olabilmek..


Yeni bir insan tanımak, o insana hayatını açmak ve aynı zamanda onun da hayatını kendi hayatınmış gibi yaşamaya başlamak kısaca ‘sevgili olmayı öğrenmek’ gerçekten zor.
Ama daha zor bir şey  varsa o da ‘’’tekrar’’ sevgili olmayı öğrenmek’.
Karı koca olduktan hemen sonra bu ‘sevgililik’ durumunun en güzel zamanlarını yaşıyorsunuz aslında.
Çocuk olduktan sonraysa durum biraz farklı...
Annelik babalık rolleri hem duygusal hem de fiziksel anlamda insanı o kadar zorluyor ki bu sıfatların dışındaki sıfatları unutabiliyor veya bunların getirdiği heyecanı daha az yaşayabiliyor insan. (Tek muhabbetin kaka, çiş, kusmuk, uyksuzluk olduğu bir evde bunu çok da tuhaf karşılamamak gerek J).
İştee bu noktada, ileride kafayı taşlara da vurmamak adına, Tekrar sevgili olmayı öğrenmek gerekiyor.
Bu sevgililer gününde ben oğlumu anneanneyle babaanneye bırakıyorum. Kocamla 14 Şubat akşama doğru sularında arabaya atlıyor 15 Şubat akşamüstü vakitlerinde dönüyorum.
İkimizin de buna ihtiyacı olduğunu o kadar iyi biliyorum ki..
Efe kolay bir bebek o yüzden bu programı yapabiliyorum sanmayın. Tam aksine gece defalarca kalkan, uykuya ilk dalışta veya gece kalkmalarında memeye ihtiyaç duyan bir bebek.  Beni gördü mü kimin kucağında olduğunu pek umursamayan ve kollarını çırpıp uçarak bana gelip kafasını omzuma gömen bir bebek. Evet bütün bunlar yaşanıyor; ancak bunlar Efe’yi bir geceliğine güvendiğim iki insana bırakıp gitmemem için sebep olamaz, olmamalı.
Benim bakış açıma göre Efe’nin annesiyle babasına ihtiyacı çok fazla. Onu sevmemize, şımartmamıza, uyutmamıza, öpücüklerle uyandırmamıza, onunla oyunlar oynamamıza ihtiyacı var.
Fakat bunlara ihtiyacı olduğu kadar Efe’nin annesiyle babasının enerjilerine de ihtiyacı var!
Ve Bazen o enerjiyi tekrar oluşturmak için insanın diğer sıfatlarını sil baştan hatırlaması gerekiyor...

Bu sevgililer gününde bir biriniz için neler ifade ettiğinizi hatırlamanız, aşkınızı tazelemeniz dileğiyle...

Sevgiler,

1 yorum:

  1. Ne güzel yazmışsınız. Anne olduktan sonra sadece annelik sıfatıyla yaşamaya başlıyoruz. Sanırım hem vicdanımızı rahatlatıyoruz hem de birey olmak için artık daha fazla çaba gerektiğini görüyoruz. Ama bu çabanın bize ve ailemize katacaklarını hesaplayamıyoruz. Sonuçta kadın olmak hep biraz daha çaba gerektirmiyor mu:)))

    YanıtlaSil