16 Mart 2015 Pazartesi

Bu Haftanın Konuğu: Standart Anne İmajını Yıkan @gezginbiraile



Bu hafta blogumda instagramdan farklı yaşam tarzı sayesinde takibe başladığım, başkalarına sivri gelebilecek banaysa ‘’Yürü be!’’ dedirtecek diliyle sevdiğim, ‘’standart anne imajı’’nın kabuğunu kırmış bir anneye yer vermek istedim. Röportaj kıvamında bir yazı oldu, sorularımı içtenlikle cevapladı  sonsuz teşekkürler. Kendisini instagramdan ‘’gezginbiraile’’ rumuzuyla tanıyor ve takip ediyor olabilirsiniz. Takip etmiyorsanız da tam zamanıdır, bir kadeh şarap eşliğinde takip etmenizse ısrarımdırJ


-Öncelikle biraz seni tanıyalım.

Merhaba ben 33 yaşında kendimi hala 23 falan sanan 4 yıllık bir anneyim, kendimi bildim bileli hep gezme hayali kurdum, odamda kocaman bir dünya haritası ve şu an kızıma verdiğim ışıklı bir dünyan kürem vardı. Çevirir çevirir parmağım koyar o ülkeyi hayal ederdim okul yıllarımda. Hiç bir zaman tek bir yere ait olmak istemedim, hep kendimi dünya vatandaşı diye niteledim. Irk dil din cinsiyet önemsizdi. Dünya bizim evimizdi ve doğa ana bizim yaşamamız için her şeyi sunuyordu cömertçe, neden sabit kalacaktım. Sevdiğim bir laf var, ağaç değilsin ki yer değiştir. Kök salmıyoruz elbet.

Güzel sanatlar okudum, aşka aşık, yemeyi, yemek yapmayı seven, dik kafalı bir koç kadınıyım. Bana laf geçirmek çok zor, babamdan bile izin almadım, hep burnumun dikine gitmek ana özelliğim galiba, o sebepten kimsenin bana şunu yap bunu yap demesini kabul edemiyorum, bazen iyi ama bazen de zor bir durum bu tabi. Pek çok iş denemem oldu, moda, fotoğrafçılık, resim, tasarım, içmimarlık, grafik, turizm vb. Ama sürekli ve düzenli işler beni çok kısıtlıyordu sürekli gezmek isteyen ve gezen insanlar için mümkün olmuyor, tutunamadım, çocuk falan da derken, son dönemde kendi işimi geliştirmeye çalışıyorum. Yıllardır kafamdaki projem gittiğim ülkelerden kıyafet takı özel tasarım parçalar getirerek satmak, daha emekleme-deneme aşamasındayım diyebilirim, umuyorum zamanla istediğim seviyeye ulaşacağım.

Şehirden kaçalı 8 sene oluyor, 5 senedir de Bodrum’dayız. Buralar hem doğal hem de biraz küçük istanbul tadında ama seviyorum, çok isteyerek geldik, iş için değil tamamen tercih sebebi ile işsiz güçsüz hiçbir şeysiz geldik, kimseyi tanımam etmem, zamanla çok güzel insanla tanıştım harika dostlar edindim.Tadını çıkarttım Egenin,  önceden Fethiye ve Dalyan dolaylarında yaşadık ve bu süre zarfında kışlarımızı Hindistan’da geçirdik.

Kızımız da Bodrum’da doğdu, bir çocuk yapacaksam şehirde yapmayacağıma ve suda doğuracağıma emindim, bu hayallerimi de gerçekleştirmiş oldum.

 
-Seni instagramda tanıdığımız kadarıyla standart anne(!) imajındanfarklı bir anne imajı çiziyorsun. Bu konuda sen ne düşünüyorsun sence  farklı mısın klasik anne modelinden?

Bence evet farklıyım klasik anne modelinden ama klasik anne nedir? Sanırım klasik anne, genellikle annelikle uykusuzluğu, vicdanı ve yorgunluğu eşleştiren, fedakar, cefakar, kutsal anne modeli. Belki de bize sunulan bu ama toplumumuzda cidden farklı hissediyorum, anne olunca değil önceden de böyle idi. Halbuki ben kendime normalim hatta bazen sıkıcıyım. Sıradan olanı ve sürüye ait olmayı hiç bir zaman sevmedim, bundan mıdır bilmiyorum annelik beni pek değiştirmedi.

Kızımın yanında beklemedim uyurken, doğumdan korkmadım, eşimden ya da etrafımdan yardım istemekten hiç çekinmedim, yemekleri kendi yesin dedim yedirmedim, kendi uyusun dedim uyutmadım, düşer demedim, elleşmedim tırmandı düştü yuvarlandı, çocuklu hayatın çok da önceki hayatımdan farklı olduğuna da inanmıyorum, hayatımı çocuk için 180 derece değiştirmeyi ve isteklerimden, kendimden ve eşimde çok da feragat etmemin gerektiğini düşünmüyorum. Bu demek olmuyor ki çocuğumu az seviyorum, elbette ona bayılıyorum. Lakin annenin öncelikle kadın kimliğinin önde olması ve kendini düşünmesi gerektiğine inanıyorum. Ayrıca annelikle babalığı eş tutuyorum. Çocuk sorumluluğunu –doğum ve emzirme hariç- sadece kadının görevi olarak hiç görmüyorum, eşim de benim gibi. Sanırım klasik bir kadın olmadığımdan, klasik bir erkekle evlensem olmazdı.

Evhamlı değilim, saat başı ateş ölçmek ya da gece nöbet tutmak gibi huylarım yok, vurur kafayı uyurum veya biraz da çocuğun kendi kendine kalmasını doğru buluyorum, sürekli bebeklerin peşinden koşmayı da hadi oyun oynayalım aktivite yapalım gibi kurulu düzeni sevmiyorum, çocukların çok fazla zeki ve dayanıklı olduklarını gözlemledim 4 senede.

 

-Peki nedir bu Hindistan aşkı Hindistan macerası? Nasıl başladı ve nasıl devam edecek?

Hindistan, 2008 yılında hayatıma girdi, o zamanki aşkım, şimdiki eşim J ile biz kelebekler vadisinde yaşamaktaydık, bir çadırda aylarca, kumun üstünde, battaniyemiz yıldızlar, ayaklarımızda sıcak kum, gece gündüz yüzüp, ateş yakıp, aşık olurken girdi hayatımıza. O yaz karar verdik, kışın gidelim Hindistan’a diye, eşim önceden baya gezmiş ve Amerika’da yaşamış uzun yıllar, bense Avrupa’yı biliyorum bir ama aklımda farklı kültürler vardı, bir olduk ve bir bilet aldık, tur falan değil tek gidiş bileti, bilinmeze doğru.

Hindistan ütopiktir, hayal edilenin ve beklenenin çok ötesindedir, gider gitmez heyecan şaşkınlık korku birbirine girdi ve aşık oldum. Ben adrenalin severim, dövme, bungee, yamaç paraşütü, dalış hastasıyım. Adrenalin belki, öyle karmaşık ve eğlenceli bir ülke ki, inanılmaz bir kafaya giriyorum orada, o kadar da tanıdık, inanılmaz bir his nasıl desem, belki de önceki hayatımda Hintliydim. Biz güneyden kuzeye, batı sahillerinden 4.5 ay gezdin bu güzel ülkeyi. Yollardaki maceralarımı yazdığım bir blogum var taa eskiden kalma çok aktif olmayan. www omnamashivaom.wordpress.com

Hindistan beni büyüledi, kültürleri, kıyafetleri, rahatlığı, sıcak iklimi, tropik kuşakta olması, ucuz olması vs vs çok sebep var yazsam sayfalar dolar. O dönemde de kıyafet getirip satmıştık, biz böyle git gel yapmaya başladık kışları ve hatta 2 aya yakın balayımızı da evlendikten sonra bu ülkede yaptık. Hayalimde kışları bu ülkede geçirdiğim bir hayat vardı ama hamile kaldım ve ilk dönemler gidemedik, gidilirdi, bebekle de çok giden gezginler var ama başka işlerle meşguldük diyeyim.

En son 3,5 yaşındaki kızımla neredeyse 1,5 ay eşim olmadan yalnız gittik, çok keyif aldım, bazen evet zordu ama başardım, bu başka bir hayalimdi. Korkmadım mı korktum, otelde kalmayız biz, rezervasyon yapmadan bu ülkeye çocukla gidebildiğime ben bile inanamadım uçaktan inince, nerede kalacaktım ? Neyse ki tanıdıklarım var ve biliyorum ülkeyi, bölgeyi. Kendimi şaşırtıyorum bazen evet.

Nasıl devam edecek ? Şu an oradan kıyafet vs getirip satıyorum ilk parti bitti, yeniden getirmeye gitmem lazım yakında. Sonrasında bir güney Hindistan turu programımız var kasım gibi, seneye kışı orada geçirmeyi hedefledik. Sadece Hindistan değil kalbim Asya’da benim, Thailand Vietnam Laos Kamboçya Nepal...Çin...bilemiyorum ama keyif alıyorum çok da eğleniyorum.

-Biraz da Instagram üzerindeki satış işinden bahsedelim.

Littleindiash –açılımı little india shop! İlerde little asia yapmak üzere projelerim var- çok spontane gelişti ama yıllardır aklımda olan bir proje, çocuğum olduğu için bolbol çocuk şalvar, ipek elbiseler, takı ve aksesuarlar, bayan ve erkek kıyafetleri elbiseleri özel hint örtüleri getirdim, bunları 3.5 yaşındaki bir çocukla tek tek seçerek aldım, hindistanda alışveriş yapmak çok zordur ama bana eğlence, yarım saat pazarlık yaparsınız bozuk aksanlı hintlilerle güneşin alnında diyeyim. Gürültü de cabası. Neyse benim kişisel zevkim bu, taşıdık getirdik. İlerde takı ayakkabı kumaş ve özel tasarım dikim kıyafetlere de girmek hayalim, çocukları da ihmal etmeyeceğim, kendim kızıma çok zor kıyafet beğeniyorum, dallı güllü pullu payetli hepsi birbirine benzeyen pembe kız kıyafetlerinden öte, değişik şeyler ilgimi çekiyor ve yapmak da istiyorum, güzel sanatlar mezunu olduğumdan, bunu becerebilirim gibi geliyor.

Instagram ve facebook üstünden ve tanıdıklar aracılığı ile gidiyor şu an, hint kıyafetlerim tükendiğinden beri saç aksesuarları satıyorum, saçlarım rasta, kendim yaptım ama bir bakımdan geçti elbette. Hem rastaya uygun hem normal saça ve çocuğa uygun ipli keçe ile boncuklu tüylü ne ararsanız var. Bu aralar çok popüler bu saç aksesuarları da.


-Son olarak diğer annelere bir mesajın var mı?

Lütfen çocuklarınızı rahat bırakın, uyurken tepelerinde durmayın, gölge gibi onları dikizlemeyin, bazen ağlamasına izin verin, ağladı diye ila da meme vermek, dikkat dağıtmak zorunda filan değilsiniz! Anneliği kutsalmış gibi görmeyin, babalık da eştir! Benim eşim yemek yapamaz, çocuk bakamaz demeyin, bakacak, her insan kendi çocuğuna bakabilecek yetiye sahiptir, kadınlar kendilerini lütfen ezdirmesin artık, başımıza ne geliyorsa onları kendimizden ayrı tuttuğumuzdan... Evham ve panik annelikle bağdaşmıyor, rahat olun, mutlu anne eşittir mutlu bebek.

Gece siz kalkmayın çocuğunuz uyanıyor ise eşiniz de kalksın, hergün yemek yapmayın eşiniz de yapsın-erkekler okuyorsa bana kızar mı J kızsınlar napabilirim- bebeklerinizi anneniz eşiniz ya da güvenilir arkadaşlara bırakıp sinemaya gidin en olmadı yürüyüş yapın, ben hep yaptım, üstelik kızımızı bırakıp tatillere de bol bol gittik, bunlar hayatın şarj anları benim için, kaçamaklar, rutini bozmak lazım, hep değişmek, yenilenmek lazım. Aynı kısırdöngüde insan sıkılır, verimsizleşir de...

Soğukta giydirin ve her gün sokağa çıkarın, püre yapmayı kesin ayrıca lütfen, onlar birer insan yavrusu. Pislenir mi aç mı falan diye didiklemeyin belli ederler. Akışa, oluruna bırakın yani anneliği, ''anneysek ölmedik'' diyorsun ya sen, çok doğru, anneyiz diye robot mu olacağız, hayır.

Biz misal kız grubumuzla en az ayda bir rakı gecesi yapmazsak olmaz, ben haftada 2 gece dışarı çıkmayı seviyorum, kızımı da babasına bırakıyorum. Kendinize de eşinize de vakit ayırın çünkü mutlu çocuklar yetiştirmek için insanın kendisinin mutlu olması gerekiyor önce.

 
Gezginbiraile

Paylasananne
 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder