20 Mart 2015 Cuma

Çok Yemesin, Mutlu Yesin!


Efe’nin son zamanlarda paylaştığım ‘’Kendi başına yemek yiyen ‘’ videolarıyla ilgili o kadar çok ig mesajı, mail alıyorum ki hepsine tek tek cevap veremediğim için blogdan ufacık bir yazı yazmak istedim.

Öncelikle şunu söyleyeyim Efe her zaman çok ve güzel yemek yiyen bir çocuk oldu. Çok derken kastım ‘’Önüne konulan yemeği bitirmesi’’, güzelden kastımsa ‘’Kocaman insan gibi kendi başına zevk alarak yemesi.’’

İlkiyle ilgili tam bir formül sunamayacağım sizlere; nitekim yemeyen çocuk kavramını bilmiyorum. Yaşayanlar çok zor olduğunu söylüyorlar ki bu kadar zor bir konıuda tecrübesi olmayan bir insan olarak yorum yapamam.

Ancak ‘’güzel yemek yeme’’ kavramının ‘’çok (yeterli) yemek yeme’’ kavramıyla da iç içe olduğunu düşünüyorum.

Efe’nin hayatına katı gıdalar 8-9 aylıkken girdi. O zamana kadar memeye ek olarak bir tek meyve ve yogurt desteğiyle devam ettik. Kabak, havuç, patates vb gıdalara başladığımız noktada ,yalan yok, ben de her tecrübesiz anne gibi bunları çorba olarak vermeye başladım. Gerçi durum da bunu gerektiriyordu çünkü Efe çalıştığım şirketin kreşindeydi ve beslenmesini yarım saat-kırk dakika içerisinde tamamlamam gerekiyordu. Ancak Efe benim bildiğimden de akıllı bir çocuk bana kalırsa. Öğlen bu çorbaları kabul ederken akşamları kabul etmemeye elini uzatıp ‘’Ihhh ıhhh’’ diyerek bizim önümüzdeki yemeklere sulanmaya başladı. Hiç itiraz etmedim ve izinli gıdalar her şeyi önüne koymaya ve ne kadar yediğini takip etmemeye başladım.

Meğer o dönemde farketmeden Blw uyguluyormuşum, bugün daha tecrübeli bir anne olarak zamanındaki içgüdü gelişimimin ne denli kuvvetli olduğuna beni inandıran bir durumdur bu.

Nedir Blw?

Hiç bilimsel terim karıştırmayalım. Blw yöntemi özünde ‘’Bebeğin kendi kendini beslemesi’’. Ayına, diş, damak yapısına uygun gıdaları sizin önüne koyup sonrasında geri çekilmeniz ve bebeğinizin yemesine izin vermeniz yani…

6 aydan büyük bebekler yiyecekleri kavrayıp kendi yeme yetisine sahipler aslında. Ama gelin görün ki yetişme tarzlarımız, korkularımız, koruma ve yedirme içgüdülerimiz bizi sürekli ‘’doyurma’’ odaklı bir besleme şekline yönlendiriyor. Yaptığımız çorbalarda pürelerde bulunan gıdaları ve koyduğumuz miktarları bildiğimiz için bir nevi içimiz rahat oluyor. Ancak çocuklarımız büyüdükçe bu senaryo eskisi kadar tatlı ve kolay olmuyor. Alışkanlıklar sebebiyle ‘’bana yemek yedirilsin’’ veya ‘’yediğim şey pütürlü taneli bir gıda olmasın’’ bakış açısı yerleşmiş oluyor çocuklara. Sonrasında da ‘’7-8 aylıkken şahane yemek yiyordu şimdi ağzına lokma koymuyor!’’ diye isyan eden anneler oluyoruz biz.

Ben ne yaptım, ne yapmadım?

-9. Aydan itibaren her şeyi mama sandalyesi tepsisine koydum kendi yemesini bekledim.

-Yemediğinde veya az yediğinde stres yapmadım.  Az yedi diye çorba olayına dönmedim.

-Kendi yeme sürecinde defalarca boğazına yemek kaçırdı, panik yapmadım! (yani efeyi kendi başına yeme kavramından korkutmadım) Aldım dizime yatırdım sırtına(iki kürek kemiği ortasına) pıt pıt yaparak kalanı çıkarmasını sağladım. (eşim her seferinde aşırı panik yaptı hatta donakaldı hatta bana inanamadı hatta ‘’bidaha kendi yemesin’’ bile dedi J)

-Et, tavuk, balık gibi gıdalara geçtiğimizde bir kaç hafta alıştırma olarak ben yedirdim; ancak bunun alışkanlık olmasına izin vermedim. Çatalı kullanamadığı süreçte eti eliyle yedi uzun bir süre.

-Kaşık kullanmaya başladığı an (18. Ay) çorbayı tekrar hayatımıza soktum. Önüne bir tabak koydum dökmesine saçmasına izin verdim. Ortalığı batırdı,umursamadım!

-Onun eline kullanımına uygun çatal ve kaşık aldım ve yemeklerinde onları kullanmasını sağladım. Dışarıya çıktığımızda bunları yanımda taşımadım ne varsa onunla yemesine izin verdim.

-Oğluma özel yemek pişirmedim bize pişirdiğimiz yemekleri ayrı küçük bir tencerede daha az yağ veya daha az salçayla ona özgü hale getirdim.

-Asla abur cubur vermedim!!! Çikolata, cips, mısır, kuruyemiş (ceviz fındık gibi şeyleri tabi veriyorum ama efe sevmiyır ve yemiyor) Efe’den uzak tutttum.

-Ara öğünler olarak kuru erik, kayısı, meyve, kefir vb gıdalar kullandım. Bunların hepsini kendisinin talep etmesine izin verdim ‘’İster misin?’’ diye ısrar etmedim.

-Beslenme, abur cubur konusunda bu kadar sıkı olmama rağmen istediği, merak ettiği bir şey olduğunda kaçırmadım ucundan tattırdım. Alışkanlık olacak ki yemesini istemediğim hiç bir şeyi yemek istemedi, beğenmedi.

Efe’yi görüyorsunuz. Gayet tosuncuk görünüyor. Aslında o çocuk yemeklerde 3-5 kaşık yemek yiyor inanın! Sonrasında meyveyle, peynirle, kefirle besliyor kendini. Beslesin, bence sorun değil! Yemeğin suyun nerede olduğunu biliyor sonuçta ve konuşuyor. Konuşmuyor olsaydı da gösteriyor olurdu zaten hiç bir insanoğlu aç kaldığında köşesine çekilmez, mücadele eder ben de oğluma mücadele imkanı veriyorum!

Şimdi baştaki çok yeme, güzel yeme kavramına dönecek olursak…

Efe bence çok yiyor çünkü ailesi onun güzel bir şekilde (yani kendi başına, belirleyerek, seçerek) yemesine izin veriyor.

Denemekte fayda var der bu yazıyı bitiririm efenim.

 

Paylasananne

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder